Makro yatırımcı Raoul Pal, Bitcoin’in son dönemde altına kıyasla zayıf görünmesinin sıra dışı bir durum olmadığını, aksine daha güçlü bir hareketin ön hazırlığı olabileceğini ifade ediyor.
Pal’a göre tarihsel döngüler incelendiğinde, önce altın fiyatlanıyor, Bitcoin ise genellikle belirli bir gecikmeyle bu harekete eşlik ediyor. Bu farklılaşmanın temel nedeni altının kendisinden ziyade, küresel ekonominin içinde bulunduğu iş döngüsü ve likidite koşulları.
Asıl Belirleyici Altın Değil, Küresel Likidite
Pal, altının finansal koşulların bir yansıması olduğunu vurguluyor. Artan kamu borçları ve yükselen faiz maliyetleriyle karşılaşan hükümetler, tarihsel olarak sistemi rahatlatmak için likidite genişlemesine gider. Bu süreçte piyasaya giren para, zamanla varlık fiyatlarına yönelir.
Pal bu durumu şu çerçevede özetliyor:
Finansal koşullar likiditeyi, likidite ise varlık fiyatlarını yönlendirir.
Geçmiş döngülerde de benzer bir tablo oluştuğunu belirten Pal, altının erken sinyal verdiğini, Bitcoin’in ise bu sinyali gecikmeli şekilde takip ettiğini söylüyor. Altın ve Bitcoin fiyatları yaklaşık altı aylık kaydırmayla karşılaştırıldığında grafiklerin büyük ölçüde örtüştüğünü belirten Pal, aradaki farkı “timsah çenesi” benzetmesiyle tanımlıyor.
Bu farkın yapısal bir bozulmaya değil, kripto piyasasına özgü geçici fiyatlama dinamiklerine bağlı olduğunu ifade ediyor.
Yatırımcılar Hâlâ Pozisyon Açmakta Geç Kalıyor
Pal’a göre piyasadaki birçok yatırımcı, boğa döngüsünün sona erdiğini düşünerek kripto varlıklarda yeterli risk almıyor. Ancak ivmenin yeniden yukarı dönmesi halinde bu algının hızla değişmesi bekleniyor.
Pal’ın bu konudaki yorumu net:
“Kripto yeniden hareketlenmeye başladığında, yatırımcılar portföylerindeki riskin ne kadar düşük kaldığını fark edecek.”
2026 Bitcoin İçin Neden Kritik Olabilir?
Raoul Pal, 2026’nın Bitcoin açısından neden özel bir yıl olabileceğini de açıklıyor. “Her Şeyin Kodu” olarak tanımladığı analiz çerçevesi, Bitcoin fiyat hareketlerinin büyük ölçüde küresel likidite tarafından belirlendiğini savunuyor.
Geçtiğimiz yıl beklenen likidite artışının gerçekleşmediğini belirten Pal, hükümetlerin borç vadelerini uzatarak klasik dört yıllık döngüyü fiilen beş yıla yaydığını ifade ediyor.
Uzayan hükümet kapanmaları ve sistemden likidite çekilmesi gibi beklenmedik gelişmeler, en sert etkiyi kripto gibi yüksek riskli varlıklarda yarattı. Özellikle ekim ayında küresel piyasalarda yaşanan yoğun tasfiye süreci, Bitcoin üzerinde ciddi baskı oluşturdu.
Pal’a göre kripto piyasası hâlâ bu şokun etkilerini sindirme aşamasında. Bu da hisse senetleri ve altın yeni zirveler görürken, Bitcoin’in neden daha yatay bir seyir izlediğini açıklıyor.
Likidite Geri Döndüğünde En Hızlı Tepki Kimden Gelir?
Pal, kriptonun risk eğrisinin en uç noktasında yer aldığını hatırlatıyor:
Likidite daraldığında ilk darbe kriptoya gelir, ancak likidite yeniden genişlemeye başladığında en hızlı toparlanan varlık sınıfı da genellikle kripto olur.
Bu nedenle Pal, Bitcoin’in altına göre geri kalmasını olağan bir makro döngü sonucu olarak değerlendiriyor. Küresel likidite koşullarının iyileşmesi halinde, Bitcoin’in bu farkı kapatabileceğini ve 2026’nın bir sonraki büyük fiyatlama dalgası için kritik bir eşik olabileceğini öngörüyor.


