gecen-hafta-en-cok-geri-alim-yapan-sirketler

Borsada Sık Görülen 3 Yanlış Yatırım Algısı

Hisse senedi piyasalarında yıllardır dolaşan bazı söylemler, yatırımcıların kararlarını farkında olmadan yanlış yönlendirebiliyor. Bunlardan biri de ABD’de küçük ölçekli şirketlerin “riskli” veya “düşük performanslı” olarak etiketlenmesi. Oysa bu iddiaların büyük kısmı gerçeği tam olarak yansıtmıyor.

Geçmiş verilere baktığımızda, küçük sermayeli şirketlerin hem uzun vadede güçlü getiri potansiyeli sunduğunu hem de aktif yöneticiler tarafından daha etkin değerlendirilebildiğini görüyoruz. Üstelik portföyde bu şirketlere yer vermek, sanıldığının aksine riski otomatik olarak artırmıyor.

Piyasa tarihinin gösterdiği bir gerçek varsa, o da küçük sermayeli hisselerin dönemsel olarak yeniden ön plana çıkma eğilimidir. Bu nedenle küçük ölçekli şirketler, yalnızca tamamlayıcı bir unsur değil; dengeli ve bilinçli bir ABD hisse senedi dağılımının temel taşlarından biri olabilir.

Yanlış bilinen birçok düşüncenin aksine, her zaman büyük şirketler kazanmaz ve küçük sermayeli hisseler de her zaman yüksek risk içermez. Getirilerin kaynağını doğru analiz etmek, yatırım hedeflerine ulaşmanın en kritik adımıdır.

Aşağıda, piyasada çok sık karşımıza çıkan üç temel yatırım yanılgısını ele alıyoruz:

  1. Büyük sermayeli şirketler her zaman küçük sermayelilerden daha iyi performans gösterir.

  2. ABD piyasalarında aktif yönetim etkisizdir.

  3. Küçük sermayeli şirketler portföye eklendiğinde risk kaçınılmaz şekilde artar.


1️⃣ “Büyük Şirketler Küçükleri Sürekli Geçer” Yanılgısı

Bu algının temelinde, yatırımcıların yakın geçmişte yaşananlara gereğinden fazla odaklanması yani yakın dönem yanlılığı yatıyor.

S&P 500’ün son yıllarda gösterdiği güçlü performans, pek çok kişide “büyük sermayeli şirketler uzun vadede de kazandırır” fikrini pekiştirmiş olabilir. Ancak tarihsel veriler farklı bir tablo çiziyor:

  • 2000 yılından bu yana, ABD’de küçük sermayeli hisseleri izleyen Russell 2000, S&P 500’den daha yüksek getiri sundu.

  • Daha da önemlisi, en sağlıklı referans olan S&P 600 endeksi, yalnızca kâr üreten, belirli likidite ve kalite kriterlerini sağlayan şirketleri içeriyor.

En Popüler:  Yabancı Yatırımcılar 10 Hafta Sonra Hissede Satışa Döndü

Bu sayede küçük sermayeli segmentin içinde, hem sürdürülebilir kârlılık hem de uzun vadeli büyüme potansiyeli yüksek şirketlere odaklanmak mümkün oluyor.

Unutmamak gerekir ki endeks verileri bile tek başına belirleyici değil. Küçük ölçekli şirketlerde aktif yöneticilerin alfa yaratma ihtimali tarihsel olarak çok daha yüksek.


2️⃣ “ABD’de Aktif Yönetim İşe Yaramaz” İnanışı

Bu düşünce ağırlıklı olarak büyük sermayeli segmentteki istatistiklerden doğuyor.
Özellikle son yıllarda “Muhteşem 7” olarak adlandırılan dev teknoloji şirketlerinin S&P 500 üzerindeki aşırı etkisi, aktif yöneticilerin endeksi yenmesini oldukça zorlaştırdı.

Nitekim:

  • Son 10 yılda, büyük sermayeli hisselere odaklanan aktif fonların yalnızca %4’ü, masraflar sonrası endeksi geçebildi.

Fakat küçük sermayeli hisselerde tablo tamamen değişiyor.

  • Analist takibinin görece düşük olması,

  • Fiyatlama aralıklarının geniş olması,

  • Yönetimlerle daha doğrudan iletişim kurulabilmesi

gibi avantajlar, yetenekli fon yöneticilerine çok daha fazla fırsat yaratıyor.

Kısacası: Küçük sermayeli segment, aktif yönetimin en etkili olduğu alanlardan biri.


3️⃣ “Portföye Küçük Sermayeli Hisse Eklemek Riski Artırır” Yanılgısı

Küçük sermayeli hisselerin tek başına daha yüksek volatiliteye sahip olduğu doğru.
Ancak bir portföyün riskini belirleyen sadece volatilite değildir; varlıkların birbirleriyle olan korelasyonu çok daha belirleyicidir.

  • Büyük sermayeli hisselerin ağırlıkta olduğu bir portföye küçük sermayeli şirketler eklemek, düşük korelasyon nedeniyle portföyün toplam oynaklığını dengeleme eğilimindedir.

MSCI verileri bunu net şekilde gösteriyor:

  • Portföyün %85’i büyük, %15’i küçük sermayeli hisselerden oluştuğunda, risk profili yalnızca büyük hisselere yatırım yapmaya kıyasla anlamlı şekilde artmıyor.

Yani çeşitlendirme burada da çalışıyor.


ABD Hisse Dağılımını Çeşitlendirmek İçin Uygun Bir Zaman mı?

Bugün ABD’de büyük sermayeli hisselerin yaklaşık %65–70’i pasif fonlar tarafından tutuluyor.
Bu durum, dev teknoloji şirketlerinin piyasa üzerindeki etkisini artırarak son yıllarda endeks getirilerini yukarı çekti.

En Popüler:  Petrol Değer Kaybetmeye Devam Ediyor!

Ancak bunun bir bedeli var:
Aşırı konsantrasyon riski.

Öte yandan küçük sermayeli şirketler uzun süredir zayıf performans gösteriyor — fakat tarihsel olarak bu tür geri kalmaların ardından güçlü toparlanmalar görülmüş durumda.

  • Nitekim 8 Nisan’dan bu yana küçük sermayeli şirketler, tarifeler ve ekonomik belirsizliklerin etkisinin azalmasıyla birlikte büyük şirketlerden %6 daha iyi performans gösterdi.

Değerleme disiplinini ve kalite kriterlerini merkeze alan aktif küçük sermaye stratejileri, bu noktada hem çeşitlendirme hem de uzun vadeli getiri açısından önemli bir fırsat sunabilir.

Elbette geçmiş performansın geleceği garanti etmediğini unutmamak gerekiyor.
Ancak döngüsel hareketler, yatırımcılar için doğru zamanda doğru segmentleri portföye eklemek adına önemli ipuçları verir.

Engin Erdebil

Engin Erdebil

Finansal piyasalarda 12 yıldan fazla tecrübe ile sizde ailemize katılın. İstikrarlı kazanç stratejileri ile kazanmaya başlayın.

Bana Ulaşın