Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılı Ocak ayına ilişkin enflasyon verilerini açıkladı. Buna göre tüketici fiyat endeksi (TÜFE), ocak ayında aylık bazda %4,84, yıllık bazda ise %30,65 artış gösterdi.
Piyasa beklentisi, aylık enflasyonun yaklaşık %4,3–4,4 bandında, yıllık enflasyonun ise %30 seviyesinde gerçekleşmesi yönündeydi. Açıklanan veriler, hem aylık hem de yıllık bazda beklentilerin üzerinde kalarak enflasyon görünümüne ilişkin temkinli duruşu güçlendirdi. Enflasyon, bir önceki yılın aralık ayına göre %4,84 artarken, on iki aylık ortalamalara göre artış oranı %33,98 olarak kaydedildi.
Ana Harcama Gruplarında Belirgin Artışlar
Yıllık bazda en yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunda dikkat çekici fiyat artışları izlendi. Gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yıllık artış %31,69 olurken, ulaştırma grubunda %29,39, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar grubunda ise %45,36 oranında artış görüldü.
Bu grupların yıllık enflasyona katkıları; gıda ve alkolsüz içeceklerde 7,82 puan, ulaştırmada 4,64 puan, konut grubunda ise 6,74 puan olarak hesaplandı.
Aylık bazda değerlendirildiğinde ise gıda ve alkolsüz içeceklerde %6,59, ulaştırmada %5,29, konut grubunda ise %4,43 oranında artış kaydedildi. Söz konusu kalemlerin aylık enflasyona katkıları sırasıyla 1,61 puan, 0,88 puan ve 0,51 puan oldu.
Dezenflasyon Sürecine İlişkin Sinyaller
Ocak ayında aylık enflasyonun %4,84 seviyesine yükselmesi, piyasa beklentilerinin belirgin biçimde aşıldığını gösterdi. Yıllık enflasyon %30,65 ile sınırlı bir gerileme kaydetmiş olsa da, beklentilerin üzerinde gerçekleşmesi dezenflasyon sürecinin sanılandan daha dalgalı bir patikada ilerlediğine işaret ediyor.
Aralık ayında aylık enflasyonun %0,89 gibi görece ılımlı bir artış göstermesi sonrası yıllık enflasyonun %30,89 seviyesine gerilemiş olması, ocak verisiyle birlikte daha kırılgan bir görünüm sergiledi. Aylık bazda %5’e yaklaşan artış, fiyatlama davranışlarındaki katılığın yılın ilk ayında yeniden güç kazandığını ortaya koydu.
Hizmet ve Gıda Kalemleri Öne Çıktı
Yılbaşında asgari ücret artışı ve hizmet fiyatlarına yönelik düzenlemelerin iç talep kanalıyla enflasyona hızlı şekilde yansıdığı görüldü. Bu etki özellikle hizmetler ve gıda kalemlerinde daha belirgin hale geldi.
İstanbul Ticaret Odası’nın açıkladığı %4,56’lık aylık enflasyon verisinin ardından TÜFE tarafında yüksek bir gerçekleşme ihtimali zaten fiyatlanmaya başlamıştı. Ancak %4,84’lük manşet veri, bu risklerin piyasa beklentilerinin de üzerine taşındığını gösterdi.
Mevsimsellikten arındırılmış göstergelerde gözlenen yukarı yönlü ivme, çekirdek enflasyon eğiliminde geçici de olsa bir bozulmaya işaret edebilir. Aylık artışta sağlık ve sigorta harcamalarının da etkili olduğu görülüyor.
TCMB Politikası Açısından Değerlendirme
Açıklanan ocak ayı enflasyon verisi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) son dönemde vurguladığı “temkinli gevşeme” yaklaşımını daha sağlam bir zemine oturtuyor. Ocak ve şubat aylarında yüksek seyredecek verilerin orta vadeli enflasyon patikasını zorlaştırabileceğine yönelik iletişim, bu gerçekleşmeyle birlikte daha anlamlı hale geldi.
TCMB’nin 2026 yılı için belirlediği %16 orta nokta hedefi korunmakla birlikte, bu hedefe ulaşılabilmesi için yılın geri kalanında çok daha güçlü bir dezenflasyon sürecine ihtiyaç olduğu açıkça görülüyor. 12 Şubat’ta yayımlanacak Enflasyon Raporu’nda yukarı yönlü bir revizyon ya da yüksek ocak verisinin geçici faktörler çerçevesinde daha güçlü bir iletişimle ele alınması olası görünüyor.
Piyasalara Olası Etkiler
Yüksek enflasyon verisi, son haftalarda artan risk iştahı açısından bir stres testi niteliği taşıyor. Aylık enflasyonun beklentilerin belirgin biçimde üzerinde kalması, kısa vadede hisse senedi piyasasında kâr satışlarını gündeme getirebilir.
Özellikle faiz indirimlerinin her toplantıda devam edeceğine yönelik beklentilerin, bu veri sonrasında daha temkinli bir çerçeveye çekilmesi muhtemel görünüyor. Buna karşın yıllık enflasyonun ana yönünün hâlâ aşağı olması ve önümüzdeki aylarda baz etkisinin devreye girecek olması, orta vadeli dezenflasyon hikâyesinin tamamen bozulduğunu söylemek için erken olduğuna işaret ediyor.
Ocak ayı verisi piyasalara güçlü bir uyarı niteliği taşırken, asıl belirleyici unsur şubat ve mart aylarında enflasyonun yeniden daha kontrollü bir patikaya dönüp dönemeyeceği olacak.

